“Doktorları Boşuna Dövmüyorlar!” - Doç. Dr Cem OKTAY

  19.01.2016   1333 okunma   

Son bir ay içinde İstanbul’da iki eğitim ve araştırma hastanesinin acil servisinde bir meslektaşımız kurşunlandı, diğeri bıçaklandı.

Önceden sadece hakaret ve darp vardı; şimdilerde yumrukların üstüne silahlar, bıçaklar çekiliyor. Kime ne denk gelirse...

Acil servisler artık 24 saat toplumsal kabadayılığın rahatlıkla sergilenebildiği mekânlar hâline geldi.

Şahit olduğum bir olayı anlatma niyetindeyim: Geçen hafta sonu, acil servisteki dijital röntgen cihazı arıza yapmış, teknik servis görevlisi arıza için çağırılmış bekleniyor. O sırada bir üst kattaki cihaz ile grafiler çekilmeye devam ediliyor. Asansörde hastalar yakınlarıyla aralarında konuşuyorlar: “Bizi oradan oraya gezdiriyorlar, bu doktorları boşuna dövmüyorlar.”

Bu nasıl düşünce tarzı? Bunu izah edebilecek bir bilim insanı var mıdır? Cihazlar arıza yapmaz diye bir kural yok. Hizmetin aksamaması için alternatif yol da sunulmuş. En önemlisi; Röntgen cihazının arızası ile acil servis doktorunun ne ilgisi var? Toplumun bakış açısı maalesef artık çok farklı; güven bitti, nefrete doğru hızla ilerliyor!

Neden buraya geldiğimizi sağlık çalışanları olarak biliyoruz aslında. Satranç oyunundaki piyonlardan daha kötü konumdayız günümüzde. En öne atıldık ve arkamızda bizi savunan kimse kalmadı. Mesleki özveri ile elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz, yegâne sığınağımız da bu zaten.

Hâlen her şeyin karşılığının para olduğunu düşünen yönetici zihniyeti ile de uğraşıyoruz. Mesleğin itibarını, yapılan hizmetin değerini, emeği, uykusuzluğu, su dahi içemeden çalışmayı, yoğunluğu, hafta sonlarını, tatilleri, sağlık sistemimizin eksiklerini yok sayan bir zihniyet bu.

Herhangi biriniz, üst düzey yöneticilerin veya siyasilerin, sağlık çalışanlarının ne kadar önemli olduklarını, her türlü zorluğa ve kısıtlılıklara rağmen yaptıkları işi nasıl sahiplendiklerini ve kendilerinin sağlık çalışanlarına sonuna kadar güvendiklerini söylediklerini duydunuz mu? Ben duymadım.

Bir yanılgı da şiddeti sadece sağlığın sorunu olarak görmek ve bu ortamda çözmeye çalışmak. Şiddet ilkel toplumlardan kalan davranış şekli diye anlatılır hep, oysaki şiddet, bizim günlük yaşam biçimlerimizde normalleşti. Görmekte zorlansak dahi şiddet günümüzde ülkemizin en önemli sorunlarından biri.

Toplum olarak insanca davranmayı unutmaya başladık. Bağırıp çağırdıkça sorunumuzu daha kolay çözeceğimizi sanıyoruz. Hemen öfkeleniyor, parlıyor, saldırıyoruz. Kurallara uymamayı alışkanlık hâline getirdik. Girilmez yere girmeye, geçilmez yerden geçmeye çalışıyoruz. Kendi hakkımızı sonsuz sayıp başkalarının haklarını yok sayıyoruz. Trafik kuralları keyfiyete göre uygulanıyor. Uçuş kuralları ha keza: Uçakta telefonun kapatılması anonsunu kaç kişi umursuyor acaba? Alışveriş merkezlerinin girişlerindeki metal dedektörlerden geçerken sinyalin ötmediği kişi o kadar az ki; güvenlik görevlisi kimseye sesini bile çıkartamıyor.

Bu davranış modelleri ile toplum olarak hangi yöne doğru gittiğimizi siz düşünün artık. Kurallar ve kanunlar uygulanmadıkça ve uygulatılmadıkça, kişiler birbirine saygı duymadıkça her geçen gün muasır medeniyetlerden fersah fersah uzaklaşıyoruz.

kaynak: medimagazin.com.tr/12.01.2016