Aile Sağlığı Elemanlarının Emek Süreci / Özlem Özkan

  03.03.2016   919 okunma   

Kapitalizmin neoliberal ekonomi politikalarına göre yeniden yapılanan sağlık sistemi, ülkemizde önce Sağlık Reformu, AKP hükümetiyle beraber Sağlıkta Dönüşüm Programıyla, birinci basamak sağlık hizmetlerinde aile hekimliği uygulamasını yaşama geçirdi.

On yıldır devam eden aile hekimliği uygulamasında, hemşire, ebe, sağlık memuru (toplum sağlığı bölümü), daha sonra acil tıp teknisyeni de eklenerek, tümü "Aile Sağlığı Elemanı (ASE)" olarak tanımlandı. Bugün sayıları 21.384’e ulaşan ASE'ler, o günden bu güne aynı görevlerle yetkilendirilerek hizmet vermektedir.1 Fakat nasıl bir emek süreci içinde? İşçilerin emek süreci (çalışma koşulları, çalışma ortamı, çalışma ilişkileri vb.), onların sağlığını etkileyen temel unsurlardan birisi olmasının yanında, verdikleri hizmetin niteliğini de etkilemektedir. Bu yazıda 2004-2015 yılları arasında; sağlık çalışanlarının sağlığı, halk sağlığı, halk sağlığı hemşireliği, hemşirelik, hemşirelik öğrencileri ve aile hekimliği kongreleri, sağlıkta kadın emeği sempozyumu, aile hekimliği araştırma günleri, mezuniyet sonrası tezler ve araştırma makaleler taranarak, ülkemizde ASE'lerin çalışma koşulları, çalışma ortamı, çalışma ilişkileri, meslek hastalıkları, iş kazaları, işe bağlı sağlık sorunları gibi emek süreciyle ilgili bazı özelliklerin ortaya konması amaçlanmıştır.
Literatür taraması sonucunda, konuyla ilgili toplam 36 çalışma elde edilmiştir. Bu çalışma sayısı oldukça düşüktür. Bir başka ifadeyle, ASE’lerin emek süreci, genelde sağlık, özelde halk sağlığı alanlarında öncelikli araştırma konuları içine girememiştir. Otuzaltı çalışmanın dördü tez, dokuzu makale, 13'ü ise bildiridir. Tezlerin tümünün sosyal bilimciler tarafından yürütüldüğü, mevcut çalışmaların sadece dörtte birinin makale olduğu dikkate alınırsa, özellikle halk sağlığı uzmanlarının ve halk sağlığı hemşirelerinin konuya yönelik ilgisinin son derece sınırlı olduğu görülmektedir.
Bu çalışmalar toplam 5213 ASE üzerinde yürütülmüş olup, bu sayı, mevcut ASE sayısının dörtte birinden biraz fazladır. Çalışmalar, en fazla Malatya (beş çalışma), Şanlıurfa (beş çalışma), Trabzon (dört çalışma), Düzce (dört çalışma) ve Bursa (üç çalışma) illerinde, bir başka ifadeyle, çalışmaların yarısı doğu ve güney doğu, dörtte biri ise ege bölgesinde yürütülmüştür. Sadece iki araştırmanın verileri kalitatiftir.
Mevcut çalışmaların yarısı aile hekimliği ve ASE konusunda bilgi görüş ve bakış açısı, dörtte biri iş doyumu konularıyla ilgilidir. Diğer konular ise iş/mesleki memnuniyet, tükenmişlik, iş stresi, şiddet ve mobbing'tir. Dolayısıyla, ASE’lerin iş ve gelir güvencesizliği, sözleşmeli çalışma, aşırı-fazla-yoğun-ağır-angarya çalışma, farklı meslek gruplarının birbiriyle ikâme edilmesinin sonuçları, iş ritmi, çalışma ilişkileri, çalışma ortamı, malpraktis, meslek hastalıkları, iş kazaları, işe bağlı sağlık sorunları gibi emek süreciyle ilgili konular göz ardı edilmiştir.
5213 ASE'nin büyük bir çoğunluğu ebedir. ASE’lerin %4.0-47.5’i lise, %41.9-72.0’si ön lisans mezunudur. Bir başka ifadeyle, ASE'ler içinde lisans mezunu olanların payı oldukça düşüktür. Genelde Sağlıkta Dönüşüm Programı’na ve aile hekimliği uygulamasına, özelde ASE konusuna eleştirel bakanların bazılarının temel iddialarından birisi, ASE’nin büyük bir bölümünün lise ve ön lisans mezunu olabilecekleriydi. Otuzaltı çalışmanın sonuçları da bu iddiayı desteklemektedir. Çünkü işveren/patron açısından sağlık meslek lisesi ve ön lisans mezunlarının lisans mezunlarına göre emek maliyeti daha düşüktür. Tümüyle teknik iş odaklı, hekime bağımlı, hatta hekimin yardımcısı olarak çalışırlar. Mevcut mevzuat incelendiğinde, aslında ASE’ninden beklenenin tam da bu olduğu açık olarak görülecektir.2
Yine aile hekimliği uygulamasına eleştirel bakanların iddialarından birisi de farklı eğitim kategorilerine sahip meslek gruplarının ASE olarak adlandırılmasıydı. Ancak ASE’lerin bu konudaki düşünceleri bilimsel olarak bilinmemekteydi. Bu konuyu inceleyen yedi çalışmada, ASE’lerin %50-100'ü dört farklı meslek grubunun aynı isimle nitelendirilmesini yanlış bulmakta ve bu durumdan memnun olmadığını belirtmektedir. Onlar ASE olarak adlandırılmaktan memnun değilse, mevzuatla bazıları malpraktis pahasına meslek dışı görevlerle yetkilendiriliyorsa, o zaman kim için ASE uygulaması?1-3
Beş çalışmada ASE'lerin %18.8-50.0'si hizmet verdikleri kişilerin şiddetine ve işyerinde mobbinge maruz kalmıştır. Sadece bir çalışmada ASE olarak çalışan hemşirelerde şiddet sıklığı %2 bulunmuştur. Bu veriler, ülkemizdeki sağlık çalışanlarının şiddet sıklığından düşük olmasına rağmen (sözel şiddet sıklığı %46.7-100, fiziksel şiddet %1.8-52.5, psikolojik şiddet ise %33.3-86.5)4, göz ardı edilemeyecek kadar önemli bir bulgudur.
Yedi çalışmada ASE'ler, aile hekimliği birimlerinin fiziki yeterliliğini %37.2-%73.5, tıbbi donanımını ise %38.6-76.6 düzeyinde yeterli görmüştür. Buna karşın, ondört çalışmada ASE'nin %12-87'si aile hekimliği uygulamasından kesinlikle memnun olmadığını, %-34.6-60.0'ı ise kısmen memnun olduğunu belirtmiştir. Bir başka ifadeyle, memnun olanların payı oldukça düşüktür. Konuyla ilgili dokuz çalışmada memnuniyetsizliğin temel gerekçeleri iş yükü, sayısal yetersizlik, uygunsuz çalışma, ücret düşüklüğü/ücret farklılıkları ve görev dışı işler olarak gösterilmiştir.
Dört çalışmada, ASE'nin %34.3-61.6'sı sözleşmeli çalışmaktan memnun olmadığını, yedi çalışmada %14.9-83.9 ücretinin yeterli olmadığını ya da çalışanlar arasında ücret farklılığından şikayetçi olduğunu belirtmiştir. Bu da ASE’lerin çalışma koşullarının olumsuz olduğuna işaret eden farklı bir bulgudur. Sonuç olarak, gerek bu blogda "Aile sağlığı elemanları ile mümkün mü?" başlıklı yazının verileri, gerekse bu yazıdaki araştırma sonuçlarında görüldüğü gibi ASE'lerin emek sürecinin giderek olumsuzlaşması dikkate alındığında, iddia edildiği gibi, aile hekimliği uygulamasına bağlı olumlu sağlık göstergelerinin elde edilmesi nasıl mümkün olabilir?
 
Özlem Özkan, Halk sağlığı hemşiresi
ozlem.ozkan@kocaeli.edu.tr
 
Kaynaklar
1. Özkan Ö. Aile sağlığı elemanları ile mümkün mü?. Ulaşım adresi: http://www.halkinsagligi.org/aile-sagligi-elemanlari-ile-mumkun-mu-ozlem-
ozkan/
2. Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliği. 25 Ocak 2013 tarih 28539 sayılı Resmi Gazete.
3. Özkan O, Uysal A, Çatıker A. Family practice system in Turkey: Transition from the public health nursing to the family health personnel. XVIth Conference of the International Association of Health Policy (IAHP). 29 September-2 October 2011, Ankara.
4. Keser-Özcan N, Bilgin H. Türkiye'de sağlık çalışanlarına yönelik şiddet: Sistematik derleme. Türkiye Klinikleri J Med Sci 2011;31(6):1442-1456.

kaynak:halkinsagligi.org/20.01.2016