Doktor Düşmanlığı - Prof. Dr. Haldun GÜNER

  06.04.2016   1308 okunma   

Her gün yeni bir olay, yeni bir saldırı haberi. Artık doktor düşmanlığı had safhada. Aslında, olaya sadece doktor düşmanlığı olarak da bakmamak lazım. Genel olarak bu ülkenin vatandaşları arasına, her önümüze gelen, idare eden ve etmeyen, hem yerli hem de yabancı tarafından yıllardır düşmanlık tohumları ekildi durdu.  İnsanlarımız gruplara, kategorilere ayrıldı.

Cumhuriyet kurulduktan sonra herkes cumhuriyetçi idi. Giderek kırklı yılların sonlarında,  İkinci Dünya Savaşı’nın da olumsuz etkileriyle birlikte ülke siyasi ve ekonomik açıdan zorlandığında, ABD ile anlaşmalar ve yardımlarla birlikte demokratlar ortaya çıktı, çok partili rejime geçildi.

1950’li yıllardan itibaren memurların çoğunluğu halkçı oldu, çiftçi ve esnaf ise demokrat. Toplumumuz,  karpuz kesilircesine ikiye ayrıldı.

Birileri, idareciler, toplumu ayrıştırmak, bir araya getirmekten çok daha kolay dediler, öyle gördüler. Kimi parmakla işaret etti, kimi eline bir kalem aldı. Ayırdılar da ayırdılar.

İhtilaller oldu, partiler kapandı. Eskilerin devamı olanların yanında yeni kurulanlar da yine aynı yollardan gitmeye başladı. Demokrat, halkçı, milliyetçi, ulusalcı, muhafazakâr, dindar, laik, antilaik, doğulu, batılı, Kürt, Türk, ayır ayırabildiğin kadar.

Cumaya giden-gitmeyen, namazını kılan-kılmayan, oruç tutan-tutmayan, başını örten-örtmeyen, içki içen-içmeyen, imam hatipli olan-olmayan, zayıf-şişman, uzun-kısa, alaylı-okumuş, orada oturan-burada gezen, doğulu-batılı, zengin-fakir, Mercedes’i olan-olmayan. Devlet memuru-esnaf, köylü-şehirli, lüks semtte oturan-varoşta oturup lüks semtte oturamayan, sigara içen-içmeyen.

Dostluklar yerine düşmanlıklar körüklendi. Bu arada en çok etkilenenler, insanların acil durumda kaldıklarında ilk başvurdukları oldu. Ambulans görevlileri, doktorlar, hemşireler, ambulans şoförleri ve itfaiyeciler.

İtfaiyeciler, senin gibilerin dar sokaklarda, yol kenarına gelişigüzel park ettiği arabalar yüzünden, yine senin gibiler yolda zigzaglar çizip trafiği aksattığı için geç kaldı, benim güzel kardeşim. Onu sorgulayacağına yangın neden çıktı, trafik neden akmıyor, bir de onu sorgulasana!

Hastane acillerine en son getirilenler,  genelde yakınları tarafından görevlilere,  “en mühim ve en acil hasta” olarak lanse edilmeye çalışılır. Ya da hasta yakınları öyle sanırlar. Bütün işler bir tarafa bırakılmalı, önceden bekleyenler, kalp krizi, yaralı falan fark etmez, en önce onların hastalarına bakılmalı. Peki, diğerleri ne olacak, diğer aciller ne olacak, onlar önemli değil mi?

“Onlardan bize ne kardeşim!”, “Biz kendi yakınımıza bakarız!” diyerek, işin içinden sıyrılıvermek ne kadar da kolay,  ne kadar da bencilce.

Gerilmiş, gerdirilmiş toplumlarda, herkes karşısındakini düşman olarak görmeye başlar. Hırsız herkesi hırsız, sahtekâr herkesi sahtekâr sanır. Psikopat da herkesi psikopat.

Saygıyı yok ettiler bu toplumda saygıyı! Dün mü, bugün mü? Hayır, hayır, senelerdir. Belki kırk, belki elli senedir.

Sorarım size, öğretmene saygıyı, polise saygıyı, doktora saygıyı bir tarafa bırakın, büyüklerimize saygı kaldı mı bu memlekette?

Bu devirde, tek saygı, delikli demirle cepteki yeşile. Anlayacağınız gibi, güce!..

Koruyun kendinizi değerli meslektaşlarım, namertten, kadir kıymet bilmezden, itten uğursuzdan. Asabiyle, kendini kaybetmişle, psikopatla konuşmayı, onları ikna etmeyi, onların kendinize ve mesleğinize saygı duymasını sağlamayı öğrenin. Bilirim, bütün bunlar tıp fakültelerinde öğretilmez. Bunlar okuduğunuz tıp kitaplarında yazmaz. Bunları, içinde yaşadığınız hayat üniversitesinden öğrenin.

Siz yaralanırken, dayak yerken, arkanızda, yanınızda kimseler olmaz. Ne hastane polisi, ne de o çok değer verdiğiniz hastalarınızın yakınları. Hepsi olmasa da pek çokları, bir kenara çekilip, sadece seyrederler. Yanınızda, elinizin altında,  kendinizi korumak için bir şeyler bulundurun; biber gazı, pilli koruyucu, cerrahi alet, demir parmaklık, kurşungeçirmez cam, yelek, beyzbol sopası, levye mevye. Her ne lazımsa işte. Dövülen dövüldüğüyle kalıyor. Elinizden geliyorsa dayak yemeyin, kaçın ya da siz dövün, onlar gidip sizi şikâyet etsinler.

Her olaydan sonra, çıkıp hamasi demeçler vermek kolay da, Sağlık Bakanlığımız, şimdiye kadar doktorları ve diğer sağlıkçıları korumak ve saldırıları önlemek için neler yaptı, yapıyor, bir öğrensek, çok iyi olacak.

Etraflarında onlarca koruma ordusuyla gezmek çok kolay. Bakınız arkadaşlar, devletimiz bile sizi korumuyor!

Bk: (Kişisel Koruyucu Donanımların İş Yerlerinde Kullanılması Hakkında Yönetmelik. Tarih: 2. Temmuz 2013

Madde 2. Bend (2) Bu Yönetmelik, aşağıda belirtilen kişisel koruyucu donanımları kapsamaz e) Nefsi müdafaayı veya caydırmayı hedefleyen ekipman,)

Bilmem anlatabildim mi?

kaynak: medimagazin.com.tr/04.04.2016