Ankara'da sağlık çalışanlarına şiddet

  28.03.2018   111 okunma   

Sağlıkta şiddet tüm hızıyla sürüyor. Zekai Tahir Burak Kadın Sağlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde iki hekim ve hastane güvenlik personeline hasta yakınları saldırdı ve darp etti.

Olayın ardından Ankara Tabip Odası ile Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası Ankara Şubesi yöneticileri ve üyeleri şiddete uğrayan meslektaşlarıyla dayanışmak, sağlık alanında her geçen gün artan şiddete dur demek ve çözüm önerilerini paylaşmak için basın açıklaması düzenledi. Hastane bahçesinde 28 Mart Çarşamba günü düzenlenen açıklamaya Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi üyesi Dr. Selma Güngör, Ankara Tabip Odası Başkanı Dr. Vedat Bulut, Genel Sekreter Dr. Mine Önal, yönetim kurulu üyeleri Dr. Zafer Çelik, Dr. Onur Naci Karahancı, Dr. Benan Koyuncu, SES Ankara Şube yöneticileri ve çok sayıda sağlık çalışanı katıldı.

Ortak basın açıklamasını okuyan Dr. Vedat Bulut yaşanan olayı üzüntüyle karşıladıklarını ve kınadıklarını belirterek şu sözleri kaydetti:
“Türkiye’de, sağlık ortamında şiddet her geçen gün etkisini artırmaktadır. Dün Zekai Tahir Burak Kadın Sağlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde 2 meslektaşımız ve hastane güvenlik personeline hasta yakınları tarafından saldırıda bulunulmuştur ve meslektaşlarımız darp edilmiştir. Bu olayı üzüntüyle karşılıyoruz ve kınıyoruz, ancak üzülmekten başka yapacağımız işler vardır. Bu olayların tekrarlamaması için çözüm yollarını bulmak zorundayız.

Dün sayın Ankara valimiz Ercan Topaca, en üst mülki amir olarak, hastanemizi ziyaret ederek, sağlık personeline moral vermiş, geçmiş olsun dileklerini iletmiş ve de "Kamu görevlisini görevi başında darbetmeye teşebbüs etmek, darbetmek veya ona zarar vermek’’  hususunda hukuki süreçi başlatacaklarını belirtmiştir. Bu yaklaşımı nedeniyle şahsına teşekkürlerimizi iletiriz. Başhekim Prof. Dr. Yaprak Üstün nezdinde hastane yönetim kadrosuna da duyarlılıkları için teşekkür ederiz. Sağlıkta şiddeti önlemede birlikte çalışmamız gereklidir.

Sağlık ortamındaki şiddet, sıklıkla hasta ya da hasta yakınlarından sağlık çalışanlarına yönelse de, aslen sorunun sağlık sistemi olduğu açık olarak görülebiliyor. Bu nedenle de, uygulanmakta olan sağlık politikalarını ele almadan gösterilecek hiçbir yaklaşım, sağlıkta şiddetin çözümüne yönelik etkili bir çözüm ortaya koyamayacaktır. Öte yandan, sağlıkta şiddeti önlemeye yönelik yapılacak bir düzenleme, önleyicilik ve koruyuculuk işlevinin sağlanabilmesi için, sağlık çalışanlarına yönelik şiddete asla hoşgörü gösterilmeyeceği, aksine şiddet suçlarının mutlaka cezalandırılacağı düşüncesinin yerleşmesine olanak sağlamalıdır.

2018 yılında, geçtiğimiz günlerde, 14 Mart Tıp Bayramı kapsamında dile getirdiğimiz 4 talepten biri ‘’Sağlıkta şiddetin önlenmesi’’ hususudur. Beyaz kod uygulamasında sağlık çalışanlarına yönelik günlük şiddet adeti 5 tir. Ayrıca kayıtlara girmeyen yüzlerce sözel şiddet olgusu vardır. Resmi verilere göre ülkemizde her gün 30’un üzerinde sağlık çalışanı şiddete maruz kalmaktadır. Bu tür şiddete maruz kalan sağlık emekçileri ’’Sağlıkta şiddeti önleyecek bir yasa tasarısını’’ acilen beklemektedir.

Sadece yasalarla çözülemeyecek olan şiddet olgusunu sona erdirmenin yolu temelde eğitimden geçmektedir. Şiddetle mücadele, basın organlarının katkısıyla, hem yaygın eğitime dahil edilerek yetişkinlere ulaşılmalı, hem de örgün eğitimde müfredata dahil edilerek küçük yaştan itibaren bu bilincin oluşması sağlanmalıdır. Televizyonlarda yer alan ve şiddeti öven diziler, silahlanmaya teşvik eden programların RTÜK tarafından önlenmesi de önemli bir çözüm basamağı olacaktır.”

Dr. Selma Güngör de sağlık çalışanlarına geçmiş olsun dileklerini sunarak başladığı konuşmasını şöyle sürdürdü:
“26 Mart 2018 tarihinde Ankara’da Dr. Zekai Tahir Burak Kadın Sağlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Yüksek Riskli Gebelikler Bölümünde Dr. Ayşe Kırbaş, Dr. Atahan Toyran, ve güvenlik görevlisi Yunus Keskin tedavisini yaptıkları bir hastanın yakınları tarafından darp edilmişlerdir. Kendilerine geçmiş olsun diyoruz.

Sağlık çalışanlarına yönelen şiddet son 15 yıldır artarak devam ediyor. Sadece kayıtlı olanlar üzerinden bir değerlendirme yapıldığında, beyaz kod verilerine göre 30 binin üzerinde sağlık çalışanı sağlık hizmeti sunulan alanlarda şiddete uğradı, günde en az 30 sağlık çalışanı hasta genellikle de hasta yakınları tarafından şiddete uğruyor. Şiddet ediminden yalnızca sözel, fiziksel şiddete uğrayan etkilenmiyor. Bu şiddet nedeniyle kesintiye uğrayan çalışma süreci, muayene ve tedavi hizmetleri nedeniyle başka hastalar da mağdur oluyor.

Şiddet olayı ortaya çıktıktan sonra yetkililerin geçmiş olsun dilekleri, şiddet uygulayanı kınamaları ne yazık ki şiddeti engellemeye yetmiyor. Yetmediğini her gün karşımıza çıkan ölümden yaralanmaya, sözel şiddete uğradığımız şiddetle biliyoruz. Dr. Ersin Aslan’ın ölümünden sonra bir araya gelen TTB ve diğer meslek örgütleri sağlıkta şiddeti ortaya çıkaran nedenleri ortaya çıkardık ve bir dizi öneriler geliştirildi. Ancak bu önerilerin hemen hiç biri yetkililer tarafından uygulanmamaktadır.

Çalışma yaşamında şiddetin ortadan kaldırılması asıl olarak yanlış sağlık politikalarından ve çalışanları hedef alan söylemlerden vazgeçilmesi ile mümkündür.

Sağlıkta şiddeti ortaya çıkaran en önemli neden sağlıkta dönüşüm programı ile sağlık ortamında yer alan değişikliklerdir. Bu programla hasta muayene ve tedavi süreleri azaltılmış, hastalar ihtiyaç duydukları değil, paketlerin içeriğine göre tedavi edilmektedir.  Performans tipi ödemeye geçilerek hekimin, sağlık çalışanının emeği değersizleştirilmiştir. Ücreti emeğinin niteliği üzerinden değil niceliği ile değerlendirilmeye başlamıştır. Ne yazık ki sağlık sisteminde TTB ve sağlık örgütlerinin bu tespitlerine göre bir düzenleme yapılmamıştır.

Şiddeti önlemenin bir diğer yolu olarak sağlık alanında yaşanan şiddeti düzenlemek üzere TTB ve diğer sağlık örgütleri tarafından hazırlanmış olan sağlıkta şiddetle ilgili tasarı halen meclise getirilmemiştir. TTB yasa tasarısı bir an önce yasalaşmalıdır.

Yasanın var olan haliyle genel olarak şiddete verilen ceza çok azdır ve caydırıcı özelliği yoktur. Son bir yıldan beri ise sağlıkta şiddet uygulamaları uzlaşma kurullarına gönderilerek cezasız bırakılmaktadır. Bu uygulamadan vaz geçilmelidir.

Yasal düzenlemelere göre “İşyerinde veya işin yürütümü nedeniyle meydana gelen, ölüme sebebiyet veren veya vücut bütünlüğünü ruhen ya da bedenen engelli hâle getiren olay” iş kazasıdır. Buna göne, kamu sağlık kurum ve kuruluşlarında (işyerinde) ya da bu kuruluşlar dışında olmakla birlikte işin yürütümü nedeniyle, çalışanlara yönelik gerçekleştirilen şiddet olayları iş kazası olarak değerlendirilmektedir. İşveren olarak Sağlık Bakanlığı şiddet olaylarının kayıtlarını tutmalı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı da iş kazalarının saptanmasına yönelik yasal kuralların uygulanmasını sağlamalıdır.

Sağlık Bakanlığı ve bağlı kuruluşları işyeri kazalarını ortaya çıkaran koşulları değiştirmekle yükümlüdür.  Zekai Tahir Burak Hastanesi başhekimliği ve darp edilen arkadaşlarımız yaşadıkları bu şiddet olayı ile ilgili olarak iş kazası tutanağı oluşturmalı ve Sağlık bakanlığı ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile paylaşmalıdır.

Şiddeti öven, şiddete özendiren, şiddeti olağanlaştıran yayınlar kaldırılmalı, eğitim müfredatları değiştirilmeli, şiddetin bir suç olduğu gösterilmelidir.

Dr. Ayşe Kırbaş, Dr. Atahan Toyran ve güvenlik görevlisi Yunus Keskin’e geçmiş olsun diyor, faillerin ve ihmali olanların yargılanmasını ve adaletin gerçekleşmesini istiyoruz.”

SES Eş Genel Başkanı İbrahim Kara da kısa bir konuşma yaparak sağlıkta şiddetin en önemli sebebinin son yıllarda uygulanan sağlık politikaları olduğunu belirterek şiddetle ilgili yasanın bir an önce çıkarılması gerektiğini vurguladı.


Kaynak: ato.org.tr / 28.03.2018