Asistan doktorların isyanı: Tükeniyoruz

  22.04.2018   268 okunma   

Geleceğin sağlık eğitimi ve hizmetlerini sunmak için hazırlanan asistan hekimlerle sorunlarını dinlemek için bir araya geldik. Bir dokunduk, bin ah işittik. Yoğun mesaiden şiddette, mobbingden eğitimlerin yetersizliğine kadar onlarca sorunla boğuştuklarını söyleyen asistanlar “Tükendik, artık ilaçlarla ayakta duruyoruz” diye konuşuyor.

MOBBING DE VAR ŞİDDET DE
Sorunlarını dinlemek için bir araya geldiğimiz asistanların isimleri, eğitim aldıkları hastaneler bizde gizli. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tabi oldukları ve eğitimcilerinden korktukları için deşifre olmak istemiyorlar. Gece - gündüz çalışarak tıp fakültesinde okumaya hak kazanan, altı yıllık zorlu eğitimden sonra, uzman olmak için tekrar TUS’a (Tıpta Uzmanlık Sınavı) giren asistanların hayatı hiç de kolay değil. En büyük sorunları iş yoğunluğu. Yeterli eğitim alamadan, hizmet odaklı çalışmak zorunda kalıyorlar. Uzun saatler süren nöbetler, kalitesi giderek düşen eğitim, eğiticilerin mobbingi, hasta ve yakınlarının şiddeti asistanların hayatını daha da zorlaştırıyor.

BİR Sağlık Bakanlığı hastanesinde kadın hastalıkları ve doğum kliniğinde asistanlığının üçüncü senesinde olan C.D., 30 yaşında. Tanımlanmış eğiticilerin, eğitim sürecinde çok az rol aldığını söylüyor ve “Bizde eğitim ‘akrandan akrana’ oluyor. Eğitim görevlisinin bize anlattıkları şeyler sayılı. Herhangi bir uzmandan daha fazla şeyi yaşıtım veya benden daha küçük asistanlardan öğrendim” diyor. Özellikle cerrahi kliniklerde katı bir hiyerarşi bulunduğunu, eğitici ya da daha kıdemli asistanların şiddete varan davranışlarıyla karşılaştıklarını anlatan C.D. şöyle konuşuyor:

34 SAAT KESİNTİSİZ ÇALIŞMAK
“Eğitim süreci olduğu için bu normal karşılanıyor. Üç ay boyunca yöneticimden psikolojik şiddet gördüm, hiçbir şey söyleyemedim. Çünkü yerimi, nöbetlerimi belirleyen o. Asistanlar yalnızlar. Eş kıdemliler kendi içinde dayanışır. Asistanlar arasında depresyon oranı çok yüksek. Hemen hemen herkes antidepresan alıyor. Uyuyamıyoruz. 34 saat kesintisiz çalıştığımız oluyor. Nöbet ertesi izin yapmıyoruz. Poliklinikler ve acillerde sözel şiddet neredeyse rutinleşti. Hastanede fiziksel şiddet hemen her gün yaşanıyor. Hastalar bize ne yapacağımızı söyleyerek geliyor. Yapamayacağımız şeyler için onları ikna ederek göndermek zorunda kalıyoruz. Genç olmak, kadın olmak dezavantaj.”

EĞİTENLER DE ASİSTANLAR!
Araştırma ve eğitim hastanesinde acil asistanı olan S.K. (29) da pratik eğitimlerin yetersiz olduğunu söylüyor ve şunları anlatıyor: “Eğitimcilerin başka kliniklerden görevlendirmeyle geliyor. Bizden 1-2 yıl önce başlayan asistanlar eğitiyor bizi. Uzmanlar ortada yok. Uzman ya da öğretim görevlisinin fark etmediği bazı yanlış uygulamalar bize aktarılabiliyor. Özellikle araştırma ve eğitim hastanelerinde asistanlar eğitim alan kişi olarak değil de hizmet sunucu olarak görülüyor. Hastaneler hizmet sunumu odaklı. Bu yaklaşım eğitimlerimizi aksatıyor.”

AYDA 380 SAAT MESAİ
Yine bir araştırma ve eğitim hastanesinde aile hekimliği uzmanlığı almaya devam eden 30 yaşındaki doktor M.E.’nin anlattıkları şöyle: “Hastanenin döner sermaye havuzundan, sabit bir döner alıyoruz. O kadar düşük ki aldığımız tutar, yıl sonunda aylık 400 liraya kadar düşüyor. 320 saatin (Yasal düzenlemeler ayda 320 saatin üstünde nöbeti yasaklıyor) üstündeki mesai için ücret ödenmiyor. Mesai saatlerimiz ayda 360-380’e çıkabiliyor. Asistan hekim ucuz iş gücü olarak görülüyor. Hocalarımıza karşı ses çıkaramıyoruz. Tepki gösterdiğimizde tüm hayatımız sıkıntıya giriyor. Eğitimden ziyade hekim açığını kapamak için rotasyona gönderiliyoruz. Gittiğimiz kliniklerde geçici görüldüğümüz için angaryalar bize yükleniyor.”

AĞLAYARAK ANLATTI: SEKRETER GİBİ ÇALIŞIYORUM
BİR tıp fakültesinde asistan olan Dr. A.K. (29) Sağlık Bakanlığı’na bağlı bir araştırma ve eğitim hastanesinde cilt hastalıkları uzmanlığı eğitimi almaya devam ediyor. A.K., şunları anlatıyor: “Başlarken ideallerim vardı ama şimdi ‘sekreter’ olarak çalışıyorum. En fenası hocamın uyguladığı mobbing. Bu yüzden birkaç kez depresyon tedavisi gördüm. Polikliniklerde randevusuz gelen hastaları da muayene etmemiz isteniyor. Bu kez randevulu gelenlerin muayeneleri aksayınca kargaşa ve kavga oluyor. Gerilenler, sinirlenenler saldırganlaşıyor, bize şiddet uyguluyor. Akademik çalışmalar yapma hayalim çok geride kaldı. Eğitim almak ve akademik temeller atmaktan çok hasta sayısı odaklı çalışıyoruz. Örnek alabileceğim bir hoca bulamıyorum. Eğiticilerin nitelikleri düşük. Kaderimiz onların iki dudağı arasında. Sistem bizi korumuyor. Kendimi çaresiz ve yalnız hissediyorum. Tıpta uzmanlık yönetmeliğinde asistanları koruyan maddeler var ama eğiticiler uygulamıyor. Çalışanların içinde hakaret ediliyor, olmayacak işler veriliyor. Bir asistanın tezi iki yıllıkken belirlenir. Ama benim eğitimcim daha belirlemedi bile. Tezimi hazırlayamıyorum.”

TIBBİ HATA YAPMAKTAN KORKUYORUM
Eğitim ve araştırma hastanesinde kadın hastalıkları ve doğum kliniğinde asistanlığının son senesinde olan 30 yaşında D.N. anlatıyor: “Cerrahi bölümler daha serttir, asistanlar mobbinge daha fazla maruz kalır. Uzmanlar, ‘Polikliniğime gitmezsen vaka yaptırmam’ diyor. Yaptırmayabilir gerçekten. Asistanlık geçici bir süreç diye birçok şeyi sineye çekiyoruz. Asistanlığım bitince yeterli olabileceğimi düşünmüyorum. Alanda tıbbi hata yapmaktan endişe ediyorum. Performans uygulamaları nedeniyle eğiticiler ameliyatlara bizi almak istemiyor, tek başına yapmak istiyor. Polikliniklerde en fazla hastaya 5 dakika ayırabiliyoruz. Eğitimlerimizi sekteye uğratıyor bunlar.”

TEK BAŞINA HASTA BAKIYOR
TÜRK Tabipleri Birliği Asistan ve Genç Uzman Hekim Kolu’nun, farklı iller ve hastanelerdeki toplam 515 asistanla yaptığı Tıpta Uzmanlık Eğitimi Anketi’nin çarpıcı sonuçları şöyle:

-Yeterli donanımda bir uzman olarak mezun olacağınızı düşünen asistanların sayısı 281. Kendisini yeterli donanımda görmeyen asistan sayısı 234.

-Uzmanlık eğitiminin yeterli olduğunu düşünen asistanların sayısı 102. Buna karşın 136 asistan eğitimlerini ‘kesinlikle yetersiz’, 163’ü ise ‘yetersiz’ buluyor.

-Uzmanlık eğitimi öğrencisi olarak uzman ya da eğitmen gözetiminde çalıştığını söyleyen asistanların sayısı 280.

-Polikliniklerde uzman ya da eğitmen eşliğinde çalışan asistan sayısı 89.

-Asistanların 402’si tek başına hasta bakıyor.

-Asistanların 234’ü hasta başına ayrılan muayene süresinin 5 dakikadan az olduğunu söylüyor. 5-10 dakika arasında olduğunu söyleyenlerin sayısı 192.

-Asistanların 243 gün aşırı nöbet tutuyor.

-Asistanların 122’si kıdemli asistan, 88’i uzman, 194’ü öğretim üyesi, 71’i en çok klinik şefinin mobbingine uğruyor.

YÖK'ÜN RAPORU: EĞİTİM YETERSİZ DOKTOR HATALARI OLABİLİR
YÖK’ün ‘Tıp Dallarında Asistan Eğitimi Çalıştayı Raporu’, kurumların da sorunun farkında olduğunu gösteriyor:

-Asistan/araştırma görevlisi sayıları yetersizdir. Kadrolar yeterli düzeyde açılmamaktadır.

-Mevcut asistan sayılarıyla kaliteli eğitim verilmesi konusunda güçlükler yaşanmaktadır. İptal olan TUS’lar (Tıpta Uzmanlık Sınavı) nedeniyle asistan/araştırma görevlisi kadrolarında dengesizlikler var.

-Çalışma saatleri standart değildir. Çoğu zaman mesai dışı saatlerde çalışmak zorunda kalınmaktadır ancak bu durum ücret olarak yansımamaktadır.

-Devlet ve üniversite kadrolarında olanlar için kadrolar arasındaki ücret, özlük hakları ve mevzuat farkları, özlük hakları farkları, mevzuat farkları mevcuttur.

-130 saatin üzerinde tutulan nöbet ücretleri ödenmemektedir. Tutulan nöbet saati kadar ücretin, nöbet süresinin 130 saati geçmesi nedeniyle ödenmemesi, asistan/araştırma görevlisi maaşlarının standardizasyonunun olmaması da maddi açıdan asistan/araştırma görevlilerinin hayatını etkilemektedir.

-Asistan/araştırma görevlisi sayısının yetersizliğine bağlı yasal zemine aykırı 10’dan fazla nöbet tutturulması bazı hastanelerde 30 gün icap tutturulması gibi uygulamalar mevcuttur.

-Acil servislerde farklı branşlara nöbet tutturulmaktadır. Bu durum malpraktis (doktor hatası) açısından ciddi problemlere yol açabilmektedir.

-Servis işleyişinde hemşire ve yardımcı sağlık personelinin görev tanımlarının net olarak belirtilmemesi asistanın iş yükünde artışa neden oluyor.

23000
TÜRKİYE’de yaklaşık 145 bin hekim var. Bunların 78 bin 600’ü uzman, 43 bini pratisyen, 23 bin 100’ü asistan. Asistanlar, altı yıllık tıp eğitiminden sonra 3 bin 348 eğitim biriminde, 3 - 5 yıl süren uzmanlık eğitimi almaya devam ediyor.


Kaynak: Mesude ERŞAN / hurriyet.com.tr / 22.04.2018